Müsilaj Ve Sağlığa Etkileri…

/ 7 Eylül 2021 / 7 views / yorumsuz
Müsilaj Ve Sağlığa Etkileri…

Tam pandemiyi çözüyoruz derken farklı bir çevre sorunu ile karşı karşıyayız, Müsilaj…

Müsilaj; bizlerin ve yönetenlerin çevreye duyarsızlığının en önemli kanıtı.

Müsilaj nedir sorusuna en güzel cevabı kanaatimce, Hidrobiyolog Levent Artüz’ün “Bir cesedin çürümesidir bu” isimli makalesinde buldum. Okumanız için sizlere de öneriyorum. Mutlaka baştan sona okuyunuz…  https://birartibir.org/ekoloji/1170-cesedin-curumesidir-bu

Levent Akyüz, “Marmara Çevresel İzleme” Projesinin de lideri, bu projenin detaylarında, başımıza gelen Müsilajın neden oluştuğunun detaylarını görebiliyoruz.

 

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi ve Çevre Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz yaptığı bir açıklamasında;

  • “Türkiye’de çevre alt yapısıyla ilgili ciddi bir sorun olduğunu, atık su ve genel olarak atıklar meselesinin çok ciddi bir problem oluşturduğunu, bu stresli ortam koşularına yanıt olarak Müsilajın geliştiğini ifade ediyor.

Bu yanıtı insan sağlığı açısından değerlendirdiğimizde bizi en çok korkutan, hızla birçok insanı etkileyebilecek mikrobiyolojik riskler. Denizde oluşan yeni ortam bazı mikroorganizmaların sayısını muazzam düzeyde artırıyor.” Diyerek sağlığımız açısından risklere dikkat çekiyor…

 

Tüm uzmanların Müsilaja sebep olarak uzlaştıkları tek husus ise:

  • Tam arıtılmadan derin deşarj ile denizlere atık suların verilmesi…

 

Görünen o ki Müsilaj belasında; devlet, belediyeler, Sanayi ve Ticaret Odaları, İşletmeler, denetleyenler hatta pil atıkları normal çöpe atan, kızartma sonrası yağı lavabolara döken bireyler bile sorumlu…

 

Derin deniz deşarjında durum çok vahim…

2018 yılı TÜİK Atık Su İstatistikleri’de vahim sonuçlar olduğunu göstermekte.

2018 yılında sanayi tesislerinden 2,466 milyar metreküp atık su deşarjı olmuş, bu atık suyun;

  • % 81,3’ü denize, % 6,8’i akarsulara atılmış…
  • 2 milyar metreküp atık suyun % 1,1’i arıtılırken,
  • 466 milyon metreküpünün ise % 54,6’sı arıtılmış… Kısaca toplam atık suyun % 20’si arıtılmış…

Toplam atık suyun % 83,2’si metal ve kimyasal ürünleri üreten sektörlere ait.

Görünen o ki tüm bu atık sular kanalizasyona da atılsa denizlere gidiyor…

 

Ve bir konuşmasında Bandırma On Yedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Mustafa Sarı; “Derin deniz deşarjı bir çaresizliktir. Aklımızı kullanalım. Müsilaj öğretici ve yeniden yapılanmak için tetikleyici olmalı…” demekte…

Tabi ki en sağlıklı çözüm biyolojik tam arıtma…

 

Gelinen noktada; Müsilajın kısa ve orta uzun dönemdeki insan sağlığına etkilerini merak ediyoruz.

Hem evsel sıvı atıklar, kanalizasyon atıkları, endüstriyel sıvı atıklar denizlere gidiyor ve Müsilaj olarak geri dönüyor. Sağlığımız açısından bugünlerde cevap aradığımız sorular ise;

  • Müsilaj olan denizlere girebilir miyiz? Balık yiyebilir miyiz?

Yüzeyde yaşayan balıkları yemeyelim derin sulardaki balıklarımı tercih edelim. Midye ve karideste durum nedir? Vatandaşlarımız bu sorulara cevaplar arıyor aslında…

Ama durum çok daha ciddi… Ve gerekli ehemmiyeti göstermeliyiz, kalıcı tedbirleri almalıyız…

 

Müsilaj; bir halk sağlığı sorunudur…

Medikal Akademi tarafından 27.06.2021 tarihinde düzenlenen Müsilaj Forumundaki konuklardan Namık Kemal üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı ve Tekirdağ Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Gamze Varol;

  • “Sağlık, fiziksel, sosyal, ruhsal bir iyilik hali olarak tanımlanır. Müsilaja sadece fiziksel etkileri ile kısa dönemli bakamazsınız, soruna bütüncül bakalım, orta dönemde balıkçılık yapamayan esnaf, Marmara’ya kıyısı olan otel ve daha birçok unsur bu durumdan etkileniyorsa bu ekonomiye de zarar verir, uzun dönemli çevre kirliği etkisi ile bir halk sağlığı sorunu oluşur.

Öncelikle bu deniz neden kirlendi diye sormalıyız” diyerek sorunun halk sağlığını tehdit eden boyutuna dikkat çekti.

 

Müsilaj olan yerlerde denize girmeyelim…

Müsilajın bakteriyolojik yükünün ne olduğu tam bilinmemekte. Müsilaj olan yerlerde denize girmekten imtina etmeliyiz. Zaten yoğun Müsilaj olan alanlardaki görüntü de denize girmemize engel..

Müsilaj olan yerlerde denize girmek ile ilgili Halk Sağlığı Uzmanı olan Doç. Dr. Gamze Varol;

  • Müsilaj olan yerlerde yüzmeye girenlerde olumsuz etkiler görülebileceğini dile getirdi.

“Denize girildiğinde temas yoluyla birtakım lezyonlarla karşılaşabiliriz. Ciltte döküntüler, kızarıklıklar, bununla bağlantılı olarak kaşıntılar, istenmeyen reaksiyonlarla karşılaşabiliriz, alerjik reaksiyonlar başta olmak üzere. Ayrıca bu salyada birtakım başka zarar verici mikroorganizmaların ürüyor olması ve cilde teması neticesi dermatolojik reaksiyonlara da neden olabilir. Enfeksiyon hastalıklarına yol açabilir. Örneğin; göz enfeksiyonları, kulak enfeksiyonları, mide- bağırsak enfeksiyonları gibi.

Dolayısıyla aslında halk sağlığına ya da bireyin sağlığına bu tür olumsuz etkileri gözlemleyebiliriz, bekliyoruz” diyerek denize girilmemesi hususunda ciddi uyarılarda bulundu.

 

Denize girelim mi hususundaki kadar balık yiyelim mi hususuna verilen cevaplar ise net değil. Bazı uzmanlar balık tüketmeyelim derken bazı uzmanlar ise ölü balık olmadıkça, temizlendikten sonra ve doğru sıcaklıkta pişirildikten sonra tüketilebilir demekte..

Ama belki de bizim sorumuzun cevabı ise tüketeceğimiz balıkların içindeki ağır metal ve tehlikeli enfeksiyöz ajan olup olmadığını bilmediğimiz gerçeğinde saklı…

 

Müsilaj ile ilgili detaylı bilgi almak isteyenler, https://www.youtube.com/watch?v=2NLFLlKeYTI adresinden Müsilaj Forumu izleyerek detaylı bilgilere de sahip olabilirler..

Geldiğimiz noktada öncelikle Çevre Okuryazarı Olmalıyız, daha duyarlı davranmalıyız, kamusal otorite ve belediyeler ise önceliğini biyolojik arıtma tesisleri kurmaya vermeli…

Tam pandemiyi çözüyoruz derken farklı bir çevre sorunu ile karşı karşıyayız, Müsilaj…

Müsilaj; bizlerin ve yönetenlerin çevreye duyarsızlığının en önemli kanıtı.

Müsilaj nedir sorusuna en güzel cevabı kanaatimce, Hidrobiyolog Levent Artüz’ün “Bir cesedin çürümesidir bu” isimli makalesinde buldum. Okumanız için sizlere de öneriyorum. Mutlaka baştan sona okuyunuz…  https://birartibir.org/ekoloji/1170-cesedin-curumesidir-bu

Levent Akyüz, “Marmara Çevresel İzleme” Projesinin de lideri, bu projenin detaylarında, başımıza gelen Müsilajın neden oluştuğunun detaylarını görebiliyoruz.

 

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi ve Çevre Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz yaptığı bir açıklamasında;

  • “Türkiye’de çevre alt yapısıyla ilgili ciddi bir sorun olduğunu, atık su ve genel olarak atıklar meselesinin çok ciddi bir problem oluşturduğunu, bu stresli ortam koşularına yanıt olarak Müsilajın geliştiğini ifade ediyor.

Bu yanıtı insan sağlığı açısından değerlendirdiğimizde bizi en çok korkutan, hızla birçok insanı etkileyebilecek mikrobiyolojik riskler. Denizde oluşan yeni ortam bazı mikroorganizmaların sayısını muazzam düzeyde artırıyor.” Diyerek sağlığımız açısından risklere dikkat çekiyor…

 

Tüm uzmanların Müsilaja sebep olarak uzlaştıkları tek husus ise:

  • Tam arıtılmadan derin deşarj ile denizlere atık suların verilmesi…

 

Görünen o ki Müsilaj belasında; devlet, belediyeler, Sanayi ve Ticaret Odaları, İşletmeler, denetleyenler hatta pil atıkları normal çöpe atan, kızartma sonrası yağı lavabolara döken bireyler bile sorumlu…

 

Derin deniz deşarjında durum çok vahim…

2018 yılı TÜİK Atık Su İstatistikleri’de vahim sonuçlar olduğunu göstermekte.

2018 yılında sanayi tesislerinden 2,466 milyar metreküp atık su deşarjı olmuş, bu atık suyun;

  • % 81,3’ü denize, % 6,8’i akarsulara atılmış…
  • 2 milyar metreküp atık suyun % 1,1’i arıtılırken,
  • 466 milyon metreküpünün ise % 54,6’sı arıtılmış… Kısaca toplam atık suyun % 20’si arıtılmış…

Toplam atık suyun % 83,2’si metal ve kimyasal ürünleri üreten sektörlere ait.

Görünen o ki tüm bu atık sular kanalizasyona da atılsa denizlere gidiyor…

 

Ve bir konuşmasında Bandırma On Yedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Mustafa Sarı; “Derin deniz deşarjı bir çaresizliktir. Aklımızı kullanalım. Müsilaj öğretici ve yeniden yapılanmak için tetikleyici olmalı…” demekte…

Tabi ki en sağlıklı çözüm biyolojik tam arıtma…

 

Gelinen noktada; Müsilajın kısa ve orta uzun dönemdeki insan sağlığına etkilerini merak ediyoruz.

Hem evsel sıvı atıklar, kanalizasyon atıkları, endüstriyel sıvı atıklar denizlere gidiyor ve Müsilaj olarak geri dönüyor. Sağlığımız açısından bugünlerde cevap aradığımız sorular ise;

  • Müsilaj olan denizlere girebilir miyiz? Balık yiyebilir miyiz?

Yüzeyde yaşayan balıkları yemeyelim derin sulardaki balıklarımı tercih edelim. Midye ve karideste durum nedir? Vatandaşlarımız bu sorulara cevaplar arıyor aslında…

Ama durum çok daha ciddi… Ve gerekli ehemmiyeti göstermeliyiz, kalıcı tedbirleri almalıyız…

 

Müsilaj; bir halk sağlığı sorunudur…

Medikal Akademi tarafından 27.06.2021 tarihinde düzenlenen Müsilaj Forumundaki konuklardan Namık Kemal üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı ve Tekirdağ Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Gamze Varol;

  • “Sağlık, fiziksel, sosyal, ruhsal bir iyilik hali olarak tanımlanır. Müsilaja sadece fiziksel etkileri ile kısa dönemli bakamazsınız, soruna bütüncül bakalım, orta dönemde balıkçılık yapamayan esnaf, Marmara’ya kıyısı olan otel ve daha birçok unsur bu durumdan etkileniyorsa bu ekonomiye de zarar verir, uzun dönemli çevre kirliği etkisi ile bir halk sağlığı sorunu oluşur.

Öncelikle bu deniz neden kirlendi diye sormalıyız” diyerek sorunun halk sağlığını tehdit eden boyutuna dikkat çekti.

 

Müsilaj olan yerlerde denize girmeyelim…

Müsilajın bakteriyolojik yükünün ne olduğu tam bilinmemekte. Müsilaj olan yerlerde denize girmekten imtina etmeliyiz. Zaten yoğun Müsilaj olan alanlardaki görüntü de denize girmemize engel..

Müsilaj olan yerlerde denize girmek ile ilgili Halk Sağlığı Uzmanı olan Doç. Dr. Gamze Varol;

  • Müsilaj olan yerlerde yüzmeye girenlerde olumsuz etkiler görülebileceğini dile getirdi.

“Denize girildiğinde temas yoluyla birtakım lezyonlarla karşılaşabiliriz. Ciltte döküntüler, kızarıklıklar, bununla bağlantılı olarak kaşıntılar, istenmeyen reaksiyonlarla karşılaşabiliriz, alerjik reaksiyonlar başta olmak üzere. Ayrıca bu salyada birtakım başka zarar verici mikroorganizmaların ürüyor olması ve cilde teması neticesi dermatolojik reaksiyonlara da neden olabilir. Enfeksiyon hastalıklarına yol açabilir. Örneğin; göz enfeksiyonları, kulak enfeksiyonları, mide- bağırsak enfeksiyonları gibi.

Dolayısıyla aslında halk sağlığına ya da bireyin sağlığına bu tür olumsuz etkileri gözlemleyebiliriz, bekliyoruz” diyerek denize girilmemesi hususunda ciddi uyarılarda bulundu.

 

Denize girelim mi hususundaki kadar balık yiyelim mi hususuna verilen cevaplar ise net değil. Bazı uzmanlar balık tüketmeyelim derken bazı uzmanlar ise ölü balık olmadıkça, temizlendikten sonra ve doğru sıcaklıkta pişirildikten sonra tüketilebilir demekte..

Ama belki de bizim sorumuzun cevabı ise tüketeceğimiz balıkların içindeki ağır metal ve tehlikeli enfeksiyöz ajan olup olmadığını bilmediğimiz gerçeğinde saklı…

 

Müsilaj ile ilgili detaylı bilgi almak isteyenler, https://www.youtube.com/watch?v=2NLFLlKeYTI adresinden Müsilaj Forumu izleyerek detaylı bilgilere de sahip olabilirler..

Geldiğimiz noktada öncelikle Çevre Okuryazarı Olmalıyız, daha duyarlı davranmalıyız, kamusal otorite ve belediyeler ise önceliğini biyolojik arıtma tesisleri kurmaya vermeli…

Tıp fakültesi mezuniyeti sonrası İşletme Fakültesinden Sağlık Bilimleri Yönetimi Uzmanlığımı MBA tamamladım. 1997 yılından bugünlere Özel Sağlık Sektöründe durum tespitleri, kurulum, işletim, yönetim ile ARGE ve ÜRGE safhalarında geleceğe dair projelendirmeler üzerine çalışmaktayım.. 0 532 277 88 27 – fezasen@megamed.org – info@fezasen.com

Tavsiye

Ameliyatlara, Konsey Kararı…
Open chat