Hekimlerde Beyin Göçü…

/ 13 Eylül 2022 / 2 views / yorumsuz
Hekimlerde Beyin Göçü…

Türk Dil Kurumu’na göre Beyin Göçü; “İleri düzeyde donanıma sahip olan kişiler (bilgi, sertifika, diploma, belge vb.) ve bilim insanları ile uzmanların bir başka ülkede yerleşip çalışmak amacı ile kendi ülkelerinden ayrılması” olarak tanımlanıyor.

 

Hekimlerimizin yurt dışına meslek icra etmek için gitmeleri, bir beyin göçüdür, dikkat!…

Bir hekimin yurt dışına meslek icra etmek için gidebilmesi için gerekli belgelerden biri Türk Tabipler Birliği’ne bağlı Tabip Odaları’ndan alınan iyi hal belgesi… Hal böyle olunca, hekimlerden yurtdışına gitmek için başvuranların sayı, branş dağılımını izlemek mümkün.

2020 yılında yurt dışına gitmek için başvuru yapan hekim sayısı 947 iken 2021’de ise sayı 1.405 oldu.

TTB kayıtlarına bakıldığında ise son yıllarda ülkemizde, özellikle sağlık alanında beyin göçü hızlandı.

Son 10 yılda yurt dışına gitmek isteyen hekim sayısı 24 kat arttı.

TTB kaynaklarına göre de 2022 yılının ilk 8 ayında ise sayı 1.688’e ulaştı.

Ve Ağustos 2022 ise bir rekor gerçekleşti, bir ayda 281 başvuru…

Bu vahim durum, bizleri hem üzmekte hem de korkutmakta.

Çünkü gidenler hekim… Ve sağlık olmazsa olmazımız…

  • Bu gidiş ivmesi böyle devam ederse ülkemizde durum ne olacak?
  • Sağlık hizmetleri nasıl işleyecek?
  • Sağlık Turizminde, ülkemiz dünyada ilk beşe girerken hekimlerin göçü neye, kime hizmet edecektir?
  • Kısa vadede özel sektörde çalışan hekimlerinin kamuya geçişini özendirseniz bile sonuç değişmez ki…

Kamuyu özendirmekle ülke dışına gidişi durduramazsanız durum vahim demektir.

 

Geçtiğimiz günlerde de Prof. Dr. Melih Bulut, “Beyin Göçü: Türkiye geleceğini kaybediyor mu?” başlıklı bir yorum makalesi ile bizlerdeki düşünceyi de derinleştirdi. Sayın Hocamız diyor ki;

 

Biz “Giderlerse gitsinler” derken, herkes Türk sağlıkçılarının peşine düştü

Hâlbuki bu topraklar Hipokrat’ı yetiştirmiş; Asklepeion, Gevher Nesibe gibi zamanının efsane sağlık kurumlarını bağrında taşıyan; tüm hekimleri ve sağlıkçılarının bu genetik mirasa sahip olduğu, her zaman üst seviyede sağlık hizmeti vermeyi amaç edinmiş kıymetli insanlara sahipti. Sıtma mücadelesi gibi, son yıllardaki sağlık turizmindeki başarı gibi kendisine sunulan imkânların arttığı her dönemde büyük işler başarmışlardı. YÖK ile getirilen akademik olarak yükselebilmek için iyi derecede yabancı dil bilme ve uluslararası düzeyde yayın şartı Türk hekimlerini ve sağlıkçılarını dünya sahnesine taşıdı ve onların bilgi ve becerilerinin tanınmasına sebep oldu.

İşte bu nedenle örneğin Almanya, sadece 6 aylık bir dil kursu ile Türkiye’den insan kıymeti transfer etmeye başladı. Ayrıca birkaç senedir sağlık dünyada, yılda 8 trilyonu aşan mali hacmiyle gıda ve tarım sektörünün önüne geçerek lider sektör olmuştu. Yaşlılık, kronik hastalıklar, kanser, diyabet, alzheimer evrensel sağlık; dolayısıyla ekonomik ve sosyal ağır sorunlar haline gelmişti. Zaten COVİD-19 sağlığın ne kadar önemli olduğunu tüm dünyaya ve yönetimlere gösterdi, iyi sağlık hizmetinin de ancak iyi bir sistem ve iyi sağlıkçılarla olabileceğini de… İşte bu nedenle biz “giderlerse gitsinler” derken, herkes Türk sağlıkçılarının peşine düştü.”

İşte tamda bu tespitler, Türk Hekimlerinin ne kadar değerli olduğu gösteriyor.

 

Ne yapacağız, sağlık hizmetlerinde yeni bir planlamaya ihtiyaç var mıdır?

Sağlık, vatandaş için tam bir iyilik halidir. Anayasal bir haktır.

Sağlık hizmetleri ise teknik donanım ve nitelikli sağlık insan gücünün birleşimi ile sunulur.

Sağlık hizmetleri sunumu ise öncelikle koruyucu sağlık hizmetleri sunumu ile gerektiğinde ihtiyacı olanlara teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerinin sunumudur.

Öncelikli görev ise düzenleyici ve denetleyici otorite olarak kamusal yönetime düşmektedir.

Dünyada ve ülkemizde kronik hastalıklar artmakta, pandemi ile birlikte her daim yeni bir bulaşıcı hastalık riskleri de kapıdadır.

Günü kurtaran politikalar ile hekimlerin beyin göçü durdurulabilecek midir?

 

Yurt dışına giden hekimlerin profilleri analiz edilmelidir.

Gidenlerin genç hekimlerden oluşması da ayrı bir sıkıntının doğacağına işarettir.

  • Sağlık ve biyoteknolojinin gelişimi tüm dünyada ivme kazanarak devam ederken, farklı dil bilen, her biri teknoloji okuryazarı olan, üretici güçlerinin en taze zamanlarındaki hekimlerin yurt dışına gidişlerini önleyebilmeliyiz. Ülkemizde kaldıklarında yarınlarının daha güvenli olacağını onlara hissettirmeliyiz…. Nasıl mı?…

 

Prof. Dr. Melih Bulut hocamızın dediği gibi:

“Hekim ve sağlıkçı eğitiminden kurum örgütlenmelerine, sağlık finansmanından ilaç sektörüne, tıbbi cihaz ve malzeme üretiminden inovasyona sağlığın her alanında yepyeni yaklaşımlar geliştirmeli ama önceliği sağlıktaki insan kıymetlerimizin yaptıkları fevkalade ağır ve değerli işte mutlu olmalarını sağlamaya vermeliyiz. İçine koyacak iyi hekimleriniz, hemşireleriniz, sağlıkçılarınız yoksa dünyanın parasına mal ettiğiniz devasa şehir hastanelerinin duvarları ve donanımı, kendi başına kimseyi tedavi edemiyor.”

Sizce de çözüm; “Yeni bir sağlık hizmetlerinde planlama ile yeni bir sağlık hizmetleri dönüşümü yapmakla olabilir mi? “

Tıp fakültesi mezuniyeti sonrası İşletme Fakültesinden Sağlık Bilimleri Yönetimi Uzmanlığımı MBA tamamladım. 1997 yılından bugünlere Özel Sağlık Sektöründe durum tespitleri, kurulum, işletim, yönetim ile ARGE ve ÜRGE safhalarında geleceğe dair projelendirmeler üzerine çalışmaktayım.. 0 532 277 88 27 – fezasen@megamed.org – info@fezasen.com

Yorum yaz