Dikkat, Sağlıkta Memnuniyet Azalıyor…

/ 15 Nisan 2020 / 219 views / yorumsuz
Dikkat, Sağlıkta Memnuniyet Azalıyor…

TÜİK; her yıl Yaşam Memnuniyetini ölçmekte ve sonuçlarını yayınlamaktadır.

2013 yılında bireylerin kamu hizmetlerinden genel memnuniyet düzeylerine bakıldığında;

  • Sağlık hizmetlerinde memnuniyet oranı % 74,7 olmuştu.

2019 yılı Yaşam Memnuniyeti sonuçlarına göre ise

  • Sağlık hizmetlerinde memnuniyet % 67,1 oldu.

Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile sağlık hizmetlerindeki memnuniyet; yüzde 39’lardan yüzde 75’lere yükselmişti… Son 6 yılda ise memnuniyet; % 7,6 azaldı…

Biliyoruz ki, hasta memnuniyetinin ana parametresi;

  • Hastaların randevu süreleri uzamadan doktorlarına ulaşması,
  • Muayene esnasında kendilerine yeterli süre ayrılması ve
  • Hekimleri ile doğru iletişimi kurmaları, bilgilenmeleri, sayılmaları…

Öyleyse şimdi hasta memnuniyetin düşmesinin sebepler nelerdir diye düşünme zamanı ama…

Memnuniyet sadece hastalarda düşmüyor aslında…

Hekimler de görev yaparken zevk ile çalışmak istiyorlar, hastalarına yeterli süreleri ayırmak, onlarla gereğince ilgilenmek istiyorlar…

Her iki tarafın da memnuniyeti sağlayan bir sağlık sistemi kurgulanmazsa çözüm kolay olmayacak gibi durmakta… Öyleyse; hastaların da, hekimlerin de memnuniyetlerinin artmasını istiyorsak; düşünmeliyiz ve dikkat etmeliyiz:

  1. Hekime başvuru sayısının her yıl artması hasta memnuniyetini etkiliyor…

Bizler 58 günde bir hekime başvuruyoruz…” Gerçekten hasta mıyız?” bilmiyoruz…

Sağlık Bakanlığı’nın 2018 yılı Sağlık İstatistiklerine göre toplam hekime başvuru sayısı;

  • 2003 yılında kişi başı 3,4 iken, 2018 yılında 9,5 oldu…

Hastalar hak ettikleri sürelerde hekimler ile görüşemiyor, hastanın hekim ile olan görüşme süresinin kısa olması hastanın hekim ile sağlık hizmetine olan memnuniyetini düşürüyor.

Ayrıca SGK ile anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarında hastalara ayrılan süre; kamu tarafından çıkarılan ilgili (SUT) tebliğine göre (6) altı dakikadır. Bu süre de hem hasta şikâyetlerini anlatacak hem de doktoru tarafından muayene edilebilecek hem de hasta hekimi ile iletişim kurabilecek…

Ayrılan bu süre yeterli mi?…

Hastaya ayrılan sürenin kısa olması, gereksiz radyolojik tetkik ve tahlil olarak karşımıza çıkmaz mı?

Övünmemiz gereken hekime başvuru oranımız değil her bir hastaya ayırdığımız süre olmalı…

  • Performansa dayalı ödeme sistemleri nedeniyle fazla hasta kabulü de hastalara ayrılan süreyi kısaltmakta…

Hem özel sağlık kuruluşlarında hem de kamu sağlık sunucularında hekimler, performanslarına göre ücret almaktadır. Performansa göre ücret alınması hekimlik hizmetlerinde etik dışı uygulamalara yol açabilmektedir. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının ücret ile sosyal hakları performansa göre belirlenmemelidir.

  • Hekimin işine karışan idari yaklaşımlar memnuniyet üzerine etkili…

Artan hasta sayısı karşısında idarelerin “ne yapın, edin; muayene sayısını arttırın” baskısı ile oluşan verimsizlik önemsenmelidir. Hizmet sunanın mutlu olmadığı bir sistemde sağlık hizmeti alanların mutlu olacağını düşünmek hayalperestlik olacaktır.

  • SABİM, BİMER, CİMER ile yapılan şikâyetlerin negatif etkisi olmakta…

Hasta memnuniyetsizliklerini anında tespit edebilmek için mevcut olan noktalara yapılan gereksiz ve taciz edici şikâyetler de hekimler ile hastalar arasındaki iletişimi daha kötüye götürmektedir. Mevcut uygulamalar yeniden düzenlenerek şikâyetler bir ön elemeden geçirilmeli, isimsiz şikâyetlere izin verilmemelidir. Çünkü hekim öncelikle güvenilmek ve güvenmek ister…

  • Malpraktis korkusu analiz edilmeli…

Hastaya ayrılan sürenin kısa olması, hekimlerin malpraktis (yanlış tıbbi uygulama) şüphelerini artırmakta ve karşımıza gereksiz radyolojik tetkik ve tahlil istemi olarak karşımıza çıkmakta…

Hekime muayene ve hasta ile görüşmesi için en az 15 dk süre tanınmalıdır.

  • Sağlıkta şiddet olmamalı….

Sağlık hizmetinin iki ana unsuru olan hekim ve hastaların birbirlerini düşman olarak görmesine sistem izin vermemelidir. Hastalar da hekimler de birbirlerinin olmazsa olmazlarıdır. Aralarındaki şiddeti körükleyen; tarafların beklentilerini artıran, tavan yaptıran sistemdeki defektlerdir.

  • Aile Hekimliği güçlendirilmeli, her basamakta sevk zinciri olmalı…

Her bireyin, her ailenin bir hekimi varken, hastalara başka hekim aratan sistemin yeniden yapılandırılmaya ihtiyacı vardır. Çözümün ana çıkış yolu güçlü bir aile hekimliği sisteminden geçmektedir. Güçlü aile hekimliği ile birlikte her basamak için geçerli bir sevk sistemi de olmalıdır.

Hastalar hem birinci basamaktan ikinci basamağa, hem de ikinci basamaktan üçüncü basamağa sevk zincirine uyarak gitmelidir…

Bu güzel sistemin sonu hüsrana gitmemeli…

Dr. Feza Şen – 0 532 277 88 27 – www.fezasen.com – fezasen@megamed.org –  info@fezasen.com

Tıp fakültesi mezuniyeti sonrası İşletme Fakültesinden Sağlık Bilimleri Yönetimi Uzmanlığımı MBA tamamladım. 1997 yılından bugünlere Özel Sağlık Sektöründe durum tespitleri, kurulum, işletim, yönetim ile ARGE ve ÜRGE safhalarında geleceğe dair projelendirmeler üzerine çalışmaktayım.. 0 532 277 88 27 – fezasen@megamed.org – info@fezasen.com