Malpraktis Yasa Tasarısı Hekimlere Ceza Mı Ödül Mü?..

/ 11 Ağustos 2020 / 447 views / yorumsuz
Malpraktis Yasa Tasarısı Hekimlere Ceza Mı Ödül Mü?..

Dünyayı sarsan Covid 19 savaşında Türk Hekimleri, Sağlık Bakanımızın liderliğinde tarih yazdı,

Canla başla çalıştılar, evlerine gitmediler, sevdiklerini görmediler…

Ve 20.07.2020 tarihinde meclise sunulan “Tıbbi Hizmetlerin Kötü Uygulanmasından Doğan Sorumluluk Kanun Teklifi” kısa adıyla “Malpraktis Yasa” teklifini görünce hekim ve özel sağlık sektörünün bir emektarı olarak sormak istedik…

  • “ Bu yasa teklifi ceza mı ödül mü” diye…

 

Yasa teklifi bu haliyle; hekimlere kendilerini ifade ederken zorlanacakları sorumlulukları yüklemekte

Vekil hekim ve sağlık personeli ile hasta ilişkisinin sona ermesi hallerinin tarifine baktığımızda hastasını tedavi edecek hekimin, hastalarını nüfusuna kaydettirse sorumlulukları daha az olacak gibi durmakta…

Zira yasa taslağında yer alan “vekil hekime yazılı hasta devrinin” pratikte kullanımı çok zor.

 

Yeniden Isıtılan Teklif; Malpraktis Kanunu

Türk Tabipleri Birliği ise bu kanun teklifini “ Yeniden Isıtılan Teklif: Malpraktis Kanunu” diye niteledi.

TTB yaptığı değerlendirmesinde, teklifin;

  • Bütünündeki yaklaşımın hastanın zarar görmesini önlemekten uzak olduğunu,
  • Daha çok, ortaya çıkan zararın tazmini ve sağlık çalışanlarının cezalandırılmasını düzenlediğini,
  • Bu yönüyle, yasa teklifinin sağlık hizmetlerinin niteliğinin artırılmasına veya sağlık hizmetinin gereği gibi sunulmamasından kaynaklanan zararların azaltılmasına bir katkı sağlamayacağını,
  • Teklifte zorunlu olarak mesleki sorumluluk sigortası yaptırması gereken meslek gruplarının sayısı artırılmakta olduğunu ve teklifin hastaların veya sağlık çalışanlarının değil sigortacıların lehine düzenlemeler içerdiğini ifade etti.

TTB ayrıca;

  • “Hiçbir özerkliği bulunmayan ve bütünüyle Sağlık Bakanlığı tarafından kontrol edilen kurullar oluşturularak, bu kurullara mesleki uygulamaların kusurlu olup olmadığına ve meslek mensuplarının kusuru olup olmadığına ilişkin karar verme yetkisi tanınmaktadır. Sağlık hizmet organizasyonunu ve denetimini yapan Bakanlığın, kendisinin de sorumluluğu olabilecek olgularda kusur değerlendirmesi yapması, sistemden kaynaklanan kusurların gizlenmesine neden olabileceğinden sağlık meslek mensupları için büyük tehlikedir “ diyerek yasa teklifi ile getirilen “Tıbbi Kötü Uygulama İzleme ve Uzlaştırma Kurullarına” da dikkati çekiyor..

Oysa geçmişte bir KHK ile bu kurullar oluşturuldu ve verimli kullanılamayacağı için kaldırıldı.

 

Sağlık sınıfına alındık, fakat cezalar bölümüne…

İstanbul Veteriner Hekimler Odası da web sayfalarında yaptıkları farklı açıklama ile:

  • “Son dönemde ilk defa sağlık sınıfını kapsayan bir kanun teklifinde Veteriner hekimler yer aldı! Ama nasıl? Tıbbi hizmetlerin kötü uygulanmasından doğan sorumlulukları paylaştırmada, özü itibarıyla cezalandırmada…
  • Söz konusu taslağın sadece kapsam kısmında tek bir kez olmak üzere “veteriner hekim” sıfatı geçiyor, kalan tüm metinde ise konu sadece beşeri hekim ve insan hastalar üzerinden tartışılıyor. Yine de cezai yaptırımlar her zaman olduğu gibi veteriner hekimleri de kapsıyor!
  • Bizi sağlık çalışanı sınıfına alarak “onore” etmişler ama buna sevinsek mi, üzülsek mi bilemedik! Belli ki tasarı sigorta firmalarının uzun zamandır yürüttükleri çalışmanın meyvesi olarak ortaya çıkmış.” Diyerek değerlendirme de bulundular…

 

Görünen o ki; Malpraktis Yasa taslağından hekimlerin sivil toplum kuruluşları da memnun değil…

Yasa teklifinde;

  • Sağlık meslek mensuplarının çalışma koşullarına bakılmaksızın kusur araştırmasına gidilmesine rağmen tıp eğitimi olmayan kişilerin, bir takım ürünlere sağlıkla ilgili özellikler atfederek toplumun sağlık talebini istismar etmelerine hiç yer verilmemiş olması,
  • Tanımlar içinde tıp hukukunun esaslı kavramı “komplikasyon” tanımının olmaması ve
  • Hastaya karşı sorumluluğun idare de mi yoksa müteselsilen müşterek bir sorumluluk mu olduğunun anlaşılamaması da teklifin ilginç bir boşluk tarafı…
  • Ayrıca pandemi dolayısıyla dünyada kullanımı artan online hekimlik ve teletıp uygulamalarına engel olacak şekilde “hekimin bizzat muayene yasağının” kanunda yer alması ise gelecek için bir başka açmaz…

 

Malpraktis Yasasına ihtiyaç var mı?

Hukukçulara göre yok, hekimlere göre var ama ihtiyacı karşılayabilecek bir yasaya var…

Hekimler; Ceza Kanununa göre değil yaptıkları işin özüne uygun bir yasa ile yargılanmak istiyor.

Mevcut yasalarda hekimler; ‘taksirle adam yaralamaya/öldürmeye” sebep vermekten yargılanıyor.  

Oysa hekimler kimseyi yaralamak, öldürmek için değil iyileştirmek için çaba harcıyor.

Komplikasyonlar, sağlığın doğal akışında yer alır. Mevcut durumda adil yargılama; Bilirkişi ve Adli Tıp Raporları ile çözümlenmeye çalışılsa da bu durumun tam anlamıyla randıman vermediği de bir gerçek..

Ve bu hususu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de doğruluyor.

AİHM kararında; Türk Hukukunda Adli Tıp Kararları Hakkında “Hak İhlali” var diyor..

  • Evet, Malpraktis Yasasına ihtiyaç var elbette ama tek başına yeterli olacak mı diye de bakmak lazım…

 

Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası, hasta haklarının tek başına güvencesi olabilir mi?..

Mevcut durumda hasta zararları “Hekimlerin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası” ile karşılanmakta..

Bu sigorta; ülkemizde hasta haklarının güvencesi olarak görülmektedir…

Hekimin mesleki sorumluluk sigortası ile sağlık zararlarına çözüm aramak işin özüne uygun değildir.

Sağlık alt yapısının mevcut durumuna göre, bir sağlık çalışanı olan hekimin kusurlu davranışlarının öne çekildiği bir sigorta uygulaması hakkaniyetli olmamaktadır. Çünkü:

  • Hekim, bireyin sağlık hakkının tek yöneticisi ve tek sorumlusu değildir,
  • Hekim, sağlık hizmetinin bir parçası olarak devletin gözetim ve denetimi altındadır,
  • Ayrıca uygulama da hekimin kusura dayalı sorumluluğunun kanıtlanmasında ortaya çıkan güçlükler dolayısıyla asıl kusur yerine hekimin aydınlatma yükümüne odaklanılması sonucunu doğurmaktadır. Yani esas yerine usul üstünden yürütülen bir süreç gibi…

 

Tazminat ödemelerinde ilke kusursuz sorumluluk olmalı… Sonrasında kusur sahibine rücu edilmeli…

Zararlar, sağlık hizmet sunumunun bir parçasıdır. Çünkü tıp sadece bilim değil, bir sanattır.

Amerika’da yapılan tartışmalar; “hekimlerin kusurlu sorumluluk sistemi sürdükçe sorunların çözüme ulaşamayacağı tespitine dayanmıştır.”

 

Ayrıca hekimlerin zorunlu mali mesuliyet sigortası, hekimin emekliliğinden 2 yıl sonrasında hekimi korumadığı da ayrı bir sıkıntıdır.

 

Hasta zararlarını karşılamak için “Hastalık Sigortası” olmalı…

Hasta odaklı sağlık sisteminde 3 ayrı sağlık sigortası birlikte olmalı…

  1. Tıbbi kötü uygulamaları için hekimler; “Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası” ile yasal tazminatlara karşı korunmalı,
  2. “Hastalık risklerine” karşı kamu ve/veya özel sağlık sigortaları ile bireyler hastalık halleri için korunmalıdır.

İlk ikisi bizim ülkemizde yürürlüktedir.

  1. “Hastalık Sigortası “ ile bahsetmeye çalıştığımız ise “tedavi risklerine” karşı korumadır. Dünya ülkeleri; “tedavi önlemleri ve müdahaleler sonucunda sigortalının bedeninde ortaya çıkan zararlarda” kusur ya da komplikasyondan kaynaklı olup olmadığına bakılmaksızın ödenmesini sağlayan “Hastalık Sigortası Poliçesi” üzerine çalışıyor. Amaç hastanın ileri sürmediği ya da kanıtlayamayacağı için hekimin sorumluluğuna gidilemediği durumlarda bile ‘hasta sigortası’ ile hasta zararlarının ivedilikle karşılanmasıdır.

Böylece hastaya özen daha sağlam temellere oturtulmalıdır.

 

Sonuç olarak;

  • Öncelikle her ne olursa olsun meclise verilen yasa teklifi eleştirilse de, geçmiş iki sefer gibi kadük kalmamalıdır… Görüşmeler esnasında eksiklikleri giderilebilir.
  • Malpraktis Yasası; haklı eleştirileri olanların, konuya taraf sivil toplum örgütlerinin, konu hakkında görüşü bulunanların geniş katılımıyla müzakere edilerek hasta da zarar oluşmasına neden olan sebepleri ortadan kaldıracak biçimde düzenlenmelidir.

 

Ayrıca Malpraktis Yasası da tek başına hasta ile hekim arasındaki uçurumun derinleşmesini önlemeyecektir. Oysa öncelikli amacımız hasta ile hekimi yakınlaştırmak ve aralarında güven problemi yaratmamak olmalıdır..

  • Tıp, her zaman gelişimine devam eder ama eksik mevzuatlar sağlık hizmetlerinin çeşitlenmesine ve derinleşmesine engel olur.
  • Bu gerçekten hareketle; “Hastalık Sigortası” çalışmalarına odaklanılması, hasta odaklıyız demenin ilk koşulu olacaktır…

Yoksa ülkemiz tıbbı daha defansif hale gelebilir, ülkemizden hekim bazında beyin göçü olabilir, ülkemiz tıp alanında geri kalabilir…

Biz kanaatimizi paylaştık, kanaatler çoğaldıkça bereketli sonuçlar doğurabilir düşüncesiyle…

Tıp fakültesi mezuniyeti sonrası İşletme Fakültesinden Sağlık Bilimleri Yönetimi Uzmanlığımı MBA tamamladım. 1997 yılından bugünlere Özel Sağlık Sektöründe durum tespitleri, kurulum, işletim, yönetim ile ARGE ve ÜRGE safhalarında geleceğe dair projelendirmeler üzerine çalışmaktayım.. 0 532 277 88 27 – fezasen@megamed.org – info@fezasen.com